|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Adını; parlak, duru, aydınlık anlamlarına gelen Latince; Clarus kelimesinden alan bu soluklu çalgıyı, ilk olarak 1690 yılında Almanya'nın Nürenberg kentinde, Leipzigli çalgı yapıcısı, Johann Christoph Denner (1665-1707)' in oluşturduğu söylenir. Onsekizinci yüzyıla değin, gelişme devrelerinde bu çalgının ondan çok çeşidi yapılmış ve değişik adlar verilmiştir. Fransızlar bir sekizli ses genişliği olan bir çalgı yapmışlar ve adına Chalumeau (Şalümo) demişlerdir. Bugünkü bilinen Soprano, Alto ve Bas Klarnetler ondan esinlenerek yapılmışlardır. Hatta Fransızların, bugün Klarnetin kalın ses bölümüne Şalümo bölümü de demelerinin nedeni o çalgının niteliğini taşımasındandır. 1732 yılında Walther, Klarnet sesinin uzaktan Trompet gibi geldiğini belirtirken, Klarnet yeni yeni tutunuyor ve gelişiyordu. Ancak 1750 yılından sonra Manheim ve Paris Orkestralarında yer alabilecek duruma geldi. Mozart'ın Mi b Senfonisinde kullanılmasına, Operalarında yer verilmesine karşın Klarnetin ancak 1812 yılında 13 açkılı duruma getirilişi düşünülürse, yeterli gelişmeyi sağlayamadığı kendiliğinden ortaya çıkar. Klarnet için, Boehm dizgesinin uygulanmasını düşünen Klarnet çalıcısı ve Paris Konservatuarı öğretim üyelerinden, Korfo' lu Klenore Klose (1808 - 1880) oldu. Bu düşüncenin gerçekleşmesini de, 1843 yılında L.A. Buffet sağladı. Dayanıklı ağaçlardan, ebonitten ve bugün için bazı öğelerin karışımı soğuk - sıcağa dayanıklı bir biçimde yapılan Klarnetlerden başka, alaşımdan yapılanları da vardır. Ancak alaşımlı olanlar, diğer nitelikte yapımlı olanların verdiği sesi vermediklerinden kullanılmazlar. Beş ekli parçadan oluşmuştur. Kamış takılıp üflenen birinci bölümüne; Bek, ikinci bölümüne; "Barille", üçüncü bölümüne; Medium (orta), dördüncü bölümüne; Şalümo ve beşinci bölümüne de; Pavillon (kalak) adı verilir. Flüt, Obua, Korangle ve Basson gibi, bu çalgının da üzerine takılmış, alaşımlı açkılarla ses deliklerini kapatıp-açarak, ses elde edilir. Çalgının kamış takılan; Bek bölümünden ağza alınarak, sol el üst ses delikleri kavrağında, sağ el alt ses delikleri kavrağında olmak üzere az eğimli bir tutuşla yere doğru tutulur.
Dudakların; kusursuz, dişlerin; düzgün ve eksiksiz (ön dişler) olması aranılan nitelikler arasındadır. Bu çalgıya on yaşında başlanabilir, iyi calici niteliği taşıyabilmek için, her gün dört saat çalışmak gerekir.
Klarineti ön plana çıkaran eserlerden bazıları George Frideric Handel’in 2 Klarinet ve bir korno için üvertürü, Carl Strawitz ve Wolgang Amadeus Mozart’ın Klarinetkonçertosudur.Klarnet askeri bandolarda, bakır nefesli çalgı topluluklarında kullanılmasının yanında solo çalgı olarak da repertuar sahiptir. Ancak yeni bir çalgı olması dolayısıyla klarnet için yazılan eser sayısı çok fazla değildir. Klarnet için yazılmış en eski eserler, Hollandalı besteci Estienne Roger’ın kitabındadır. 1780 yılından itibaren klarnet kendine orkestralarda yer buldu. Mozart, Beethoven, Weber, Brahms’in klarnete bestelerinde yer vermeleri klarnetin yaygınlaşmasını sağladı. Klarnetin 1825 yılında İstanbul'da kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Ancak Boehm dizgeli Klarnetler 1854 yıllarında gelmiştir. Bugün Klarnet, Orkestraların ve Armoni Muzikalarının en önemli çalgıları arasındadır. La Klarnet Orkestralarda kullanılmaktadır. Do ve Mi b Klarnetler ise, bırakılmıştır. En elverişli ve yararlı olanı; Si b Büyük Klarnettir. Muzıka-ı Hümayun'da icra edilen klarinet, zamanla farklı alanlarda da kullanılmış ve çeşitli denemeleri yapılmıştır. 1917 yılında Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın kurmak istediği Mehter Takımlarında, klarnet saz kadrosuna alınmıştır. Fakat Mehter'de uygulaması hemen hemen hiç olmamış ve kaldırılmıştır.
|
|
|
|
| . | |
Klezmer kelime anlamı itibariyle, şarkı söylemek yani sesin iletimi anlamına gelmektedir. burada kullanılan şarkı söyleme ifadesi insan sesine enyakın müzik aletleri olarak bilinen klarinet ve kemanın klezmer müziğinin en popüler enstrumanları olmasıyla da açıklanır. Klezmer müziği ni bir tür olarak ensturumantal müzik, düğün müziği ,dans müziği,yöresel müzik ve çigan müziği olarak tanımlayabiliriz.klezmer için, hüzün ve nesenin birarada ve en iyi ifade eden müzik türü olduğunu belirmek gerekmektedir.Neşenin ve hüznün aynı tınılarda bu kadar iyi ifade edildiği, kendisiyle dalga geçen, dünyayı alaya alan dışarıdan bakıldığında hafif bir müzik tarzı olarak gözüken, fakat içinde çok yoğun duygular ve felsefe barındıran Klezmer ritmik yapısı ile dikkat çekmektedir. Müziği oluşturan karakteristik keman ve klarinet gibi ensturumanlar olmazsa Klezmerin yapısı ortaya çıkaz.Duyguları ensturumanlarla bir insan gibi ifade eden Klezmer, çağlar boyunca kullandığı ensturumanlarla yapılanmıştır. Buna örnek vermek gerekirse, piyano ile karakteristik bir Klezmer müziği çalınamayacağını söyleyebiliriz. Klezmer müziğinin köklerinin çok eskiye dayandığı ve ilk örneklerinin XIII. yüzyılda bile görülmeye başlandığı söylenebilir. Ortaya çıktığı yer ve dönem ise, 1800 lerden sonra Orta ve Doğu Avrupa ile Rusya'dır. Zaman içerisinde, Romen, Bulgar, Grek ve Türk ezgilerinden etkilenen Klezmer müziği bölgesel olarak Urallar 'dan Almanya'ya, güneyde Türkiye'ye kadar yayılır. Günümüzde Klezmer, Rock, Caz, hatta Techno gibi birçok müzikle beraber gelişmektedir. Buna örnek olarak, geçtiğimiz senelerde Mıckey Katz 'ın repertuvarından derleme bir albüm çıkartmış olan ünlü caz klarinetçisi Don Byron 'u verebiliriz.
Türkiye 'de ise, bu müziğe ilgi her geçen gün artmaktadır. Ülkemize daha önce iki kez gelen Giora Fiedman, Klezmer 'in tanıtımında ve sevilmesinde etkili olmuştur. Bu konuda bilinmeen bir diğer nokta ise, 1908 'de İstanbul'da bu müziğin ilk örneklerinden olan Orchestra Goldberg 'in , kaydının yapılmış olmasıdır. Klezmer müziği etkilendiği ve aynı zamanda kullandığı Türk makanlarından dolayı , aslında Türk Müzik dinleyicisinin kulağına hiç yabancı bir müzik değildir.
SERKAN BAĞTIR
(KLARİNET, SAKSAFON, BUZUKİ, UD)
1973 yılında İstanbul’da doğdu. Müzik eğitimine ortaokul yıllarında bağlama ve lise döneminde ud öğrenerek başladı.
1992 yılında İTÜ Türk Musukisi Devlet Konservatuarına girerek Tülay Örser’in klarinet talebesi oldu.
Ruhi Ayangil çok sesli Türk müziği topluluğuyla Hollanda,Finlandiya,Belçika konserlerine katıldı.
İhsan Özgen’in Ege ve Balkan dansları projesinde yer aldı.
Hakan Şensoy Münir Nurettin Beken eserleri konserinde birinci klarinet olarak yer aldı.
Muammer Ketencoğlu ile Balkan müziği çalışmaları yaptı.
Pera müzik merkezinde bir sene Renault Macaroğlu 'ndan Jazz kompozisyon dersleri aldı.
Rebetika ve Greek müzikle ilgili yaptığı çalışmalar onu buzuki öğrenmeye yöneltti.
2000 yılından itibaren çaldığı enstrumanlar listesine buzukiyi de ekledi.
Bugüne kadar birçok albüm, film, reklam müziklerine klarinet, saksafon , ud ve buzuki çalmıştır.
Kendine ait çeşitli beste ve film müzikleri de bulunan Bağtır Klasik, Türk ve etnik müzik türleriyle ilgil çalışmalarına devam etmektedir.

|
ESEN TARCAN- KEMAN
1970 yılında İstanbul ' da doğdu.
1980 'de İ.T.Ü Devlet Konservatuarı' na girdi ve 1991' de keman bölümünü bitirdi.
Ayhan Turan veYılmaz Özer ' den keman eğitimi alan Esen Tarcan mezun olduktan sonra İstanbul Radyosu Tango Orkestrası'nda görev aldı.
Bunların yanısıra hala çeşitli çigan gruplarında ve konserlerde görev yapmaya devam etmektedir.
|
|
YAŞAR YURDUN ( KONTRBAS )
1944 yılında İstanbul 'da doğdu. Darüşşafaka lisesini bitirdikten sonra 1966 yılından itibaren müzisyenliğe başladı.Bugüne kadar American klüpleri , Topkapı Orkestrası, Klüp 12 ve sayısız orkestra ve grupta yeralmıştır.
|
|
|
SEZGİN ERGÜL ( AKORDEON)
1966 yılında Kars' da doğan Ergül , A.Ü İktisadi ve İdari B ilimler Fakültesi işletme Bölümü 'nü bitirdi.
1983 yılından itibaren Almanya, İtalya, Fransa
İsviçre, İngiltere, İspanya, Portekiz, Avusturya, Belçika, Hollanda, Macaristan, Çekoslovakya, Romanya,
A.B.D,Kanada, Malezya,Singapur ,Tunus ve daha birçok ülkede konser ve festivallere katıldı.Dans ve müzik gruplarında akordeonist olarak görev yaptı. Grup olarak katıldıkları ve İngiltere'de yapılan Uluslararası Müzik Festivallerindeinde birincilik kazanmalarının yanısıra Fransa ' da yapılan halkdansları yarışmalarında da birincilikleri bulunmaktadır. Halen çeşitli Çigan gruplarında akordeon çalmaktadır.
|
|
|
|
|
1966 yılında İstanbul ' da doğan Ender Kıvanç,
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Yarı Zamanlı Yaylı Sazlar Bölümü'nde viyolonsel eğitim almıştır. Aldığı eğitimin yanısıra 1990 ' dan itibaren gitar çalmaya başlayan Kıvanç bugüne kadar çeşitli klasik müzik, çigan gruplarında yeralmıştır.
Grubun ve girdiği hertürlü ortamın en espirili insanı olduğunu söylemek,
onun adına en doğru söz olur ayrıca. :)
|
|